Değerli TL iyi mi, kötü mü? İhracatçı ne istiyor?

Seçimler ve olası sonuçlar üzerine yapılan tahminlerde Wells Fargo ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin dolar/ TL değerlendirmeleri aynı gün düştü gündeme.

Dünya gazetesinden Fikret Çengel’in yazısına göre ABD’nin büyük bankalarından Wells Fargo tarafından yayımlanan analizde, seçimleri mevcut iktidarı kazanması durumunda kamu müdahalesi ile doların sabit kalacağı veya kısa dalgalanmalarla 19-20 lira civarında kontrol altında tutulacağı öngörülüyor.

Banka, muhalefetin seçimi kazandığı senaryoda dolar/ TL’nin 2023 yılını 15.00, 2024 ortasında ise 14 seviyesinde gerileyebileceğini tahmin ediyor. CHP içinden isimler ve parti kanalları da iktidara gelmeleri durumunda TL’nin değerlileştiriliceğine vurgu yapıldı. Bir rakam telaffuz edilmiyor ama sosyal medyadaki tartışmalarda Amerikalı bankanın 14-15 TL öngörüsü referans fiyat olarak kabul edildi. CHP’nin makro ekonomik hedefleri içinde TL’nin değer kazanması yanında ihracat hedefi olarak da 600 milyar dolar rakamı dikkat çekiyor.

Peki TL’nin değeri bir geminin dümeni olsa, ülke ekonomisi ne tarafa yol almalı? Türkiye ekonomisi ihracat ve turizmle kalkınmaya çalışıyor. Enerji maliyetleri nedeniyle yüksek ithalatı dengelemek için daha çok mal ve hizmet ihracatı yapmak gerekiyor. Ülkeye ne kadar çok döviz gelirse ülkenin ekonomik dinamikleri o kadar dengede duruyor.

Mal ve hizmet ihracatı ile ne kadar çok döviz gelirse, büyüme o kadar güçlü seyrediyor, istihdam ve yeni yatırımların önü açılıyor. Japonya, Güney Kore, Vietnam, Çin ve Endonezya yıllardır ihracat politikalarını düşük para birimi modeliyle yönetiyor. Uluslararası ticarette rekabet çok kızıştı. Ticaret pastası pandemi, savaş ve bölgesel krizler nedeniyle son yıllarda büyümediği için, mevcut pastanın dağılımında kur faktörü daha belirleyici hale geldi. Nitekim, Amerika’nın Çin’e ‘ucuz yuan’ suçlamasıyla ‘kur savaşı’ başlatması bunun en önemli göstergesi oldu.

İhracatçı, ne istiyor?

Türkiye İhracatçılar Meclisi ve İhracatçı Birlikleri de kesinlikle değerli TL’den yana değiller. Bu sayede pazarda rekabet gücünü belirleyebiliyorlar. İhracatta son yıllarda yaşanan rekorlar serisinin en önemli ayaklarından biri TL’nin dolar karşısında tek hanelerden 19 liralara kadar yükselmesi oldu.

Dünyada resesyon tehlikesinin artması ve rekabetin zorlaşmasına karşı, ihracatçılardan gelen ilk talep TL’nin değersizleştirilmesi oldu.

Şubat ayında değerli TL ve pariteden yaklaşık 1 milyar dolar kaybı oldu ihracatın. Bu kayıp bu seviyede daha da artacak gibi görünüyor. İhracat ve turizm açısından bakılınca kendi parası dolar karşında sürekli değer kazanan bir para birimi, yani değerli TL kalkınma modelinin ihracata ve üretime dayalı olması mümkün değil. Değerli TL ancak iç satım ve özellikle düşük faiz fırsatını değerlendiren konut satıcıları ve ithalata dayalı bir büyüme modeli sağlayabilir. Peki bu durumda ihracat ve üretim modeli ile büyümek mi, iç büyüme hareketleri ile büyümek mi daha sağlıklı?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir