İstanbul’daki Bizans dönemi sarnıçları parklara dönüşüyor

Bizans döneminde su kaynakları bakımından yetersiz olan kente taşınan suyu depolamak için inşa edilen açık hava sarnıçları, şimdilerde İstanbulluların “nefes” alacağı parklara dönüşürken aynı zamanda spor ve sanat faaliyetlerine de ev sahipliği yapıyor.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Bizans İmparatorluğu döneminde yerleşime açılan ancak su ihtiyacı bakımından yetersiz olan Tarihi Yarımada’ya inşa edilen hatlarla su taşındı. Şehrin büyümesi ve nüfusun artmasıyla bu suları depolama ihtiyacı ortaya çıktı.

Bu sorunu çözmek için yapılan çalışmaların sonucunda kente çeşitli sarnıçlar inşa edildi. Getirilen suyun biriktirilmesi ve kente dağıtılması için yapılan sarnıçlar açık ve kapalı olarak iki türde tasarlandı. Döneminde sayıları binleri bulan irili ufaklı kapalı olanlardan farklı olarak açık hava sarnıçlarından ise sadece 4 tane inşa edildi.

Dört tarafı taş ve tuğlalardan yapılan duvarlarla çevrili devasa su hazneleri, depo işlevi görmelerinin yanı sıra suyun getirdikleriyle dolan zemin nedeniyle ziraat yapılan alanlar olarak da kullanıldı.

Sadece sarnıç görevi görmeyen yapılar “çukurbostan” olarak da adlandırıldı.

Devasa sarnıçların üçü Fatih’te

Kentteki bu 4 sarnıçtan 3’ü Fatih’te biri Bakırköy’de bulunuyor.

Aetios Sarnıcı Karagümrük’te, Aspar Sarnıcı Yavuzselim’de, Hagios Mokios Sarnıcı ise Fındıkzade’de bulunurken Fildamı Sarnıcı ise Bakırköy Osmaniye’de yer alıyor.

Aetios Sarnıcı’nın İmparator 2. Theodosius döneminde yaptırıldığı tahmin ediliyor. Zaman içerisinde işlevini kaybeden sarnıç, Osmanlı döneminde bostan olarak hizmet verirken günümüzde bu alanda “Vefa Stadı” bulunuyor.

1926 yılında inşa edilen bu yapı, şimdilerde “Karagümrük Stadı” ismiyle futbol maçlarına ev sahipliği yapıyor.

Sarnıçta restorasyon çalışması yürütülüyor

Bizans İmparatoru 1. Leon döneminde General Aspar tarafından inşa ettirilen Aspar Sarnıcı, halk arasında “Yavuz Sultan Selim Sarnıcı” olarak da biliniyor.

Sarnıç, içine yaptırılan Fatih Belediyesi Yavuz Selim Yaşam Merkezi yıllardır semt sakinlerince sosyal alan olarak kullanılıyor. Spor alanı, oyun parkı, atık getirme merkezi ve kafenin yer aldığı merkezde psikolog ile diyetisyen hizmeti veriliyor.

İlçe sakinlerinin yeşillikler içerisinde vakit geçirdiği merkezi çepeçevre saran sarnıçta, 2022 yılında restorasyon çalışmalarına başlandı. İnşa edildiği günden bu yana restore edilmeyen sarnıçtaki çalışmaların, duvarlarının zaman içinde uğradığı tahribattan arındırılmasıyla yakın zamanda tamamlanması bekleniyor.

Bölgede “Altımermer Çukurbostanı” olarak da bilinen Hagios Mokios Sarnıcı, I. Anastasius tarafından inşa edildi. Bugün, Fındıkzade Çukurbostan Yaşam Merkezi’nin yer aldığı sarnıç, sosyal hizmetlerin yanı sıra ilçe sakinlerine yeşille buluşup piknik yapma imkanları sağlıyor.

Bizans döneminde inşa edilen Fildamı Sarnıcı ise 5. ve 6. yüzyılda, Magnaura Sarayı ile çevresinin su ihtiyacını karşıladı. Sarnıcın işlevini kaybetmesinin ardından da orduya ait filler burada barındı. Osmanlı döneminde de “fillerin barınağı” olarak kullanılan yapı günümüzde bazı kültürel etkinliklere ev sahipliği yapıyor.

“Parka çevrilmesi güzel olmuş”

Fındıkzade Çukurbostan Yaşam Merkezi’ni ziyaret eden öğrencilerden Tuana Ercan, AA muhabirine, arkadaşlarıyla birlikte her gün parka geldiklerini söyledi.

Ercan, 65 yaş üstü teyzeler ve dedelerin de burada vakit geçirip muhabbet edebildiklerini ve eğlenebildiklerini anlattı.

Ailelerinin çocuklarını da buraya getirdiğini ifade eden Ercan, merkezde psikolog ve diyetisyen gibi hizmetlerin de verildiğini dile getirdi.

Burasının eski bir yapı olduğunu aktaran Ercan, “Halen tarih dokusunu koruyor gibi. Yani taşlarından da belli oluyor. Buranın parka çevrilmesi bence güzel olmuş. Ama eskisi gibi su sarnıcı olarak da kullanılsaymış bence çok iyi olurmuş.” dedi.

Sedat Özcan ise Fındıkzade Çukurbostan Yaşam Merkezi’nin bulunduğu yer dışında ilçede iki tane daha sarnıç olduğunu dile getirdi.

Bu sarnıçların günümüzde park haline dönüştürüldüğünü belirten Özcan, “Benim çocukluğumda, gençlik yıllarımda burada futbol sahası vardı. Aynı zamanda futbolcuyum. Güzel günlerimiz geçmişti. Ama şu anda toplumun pek çok kesimine, yürüyüş yapanlara, koşanlara, spor yapanlara, masa tenisi oynayanlara, piknik yapanlara, çay, kahve içenlere hizmet ediyor.” diye konuştu.

“Çukurbostan hiç olmadığı kadar güzel değerlendirildi”

Ziyaretçilerden Emine Tankuş da bu alanın park olarak kullanılmasından memnun olduklarını ifade etti.

1986 yılından beri Fatih’te yaşadığını, ilk geldiğinde buranın top sahası olduğunu, şimdiyse park haline geldiğini anlatan Tankuş, Çukurbostan’ın hiç olmadığı kadar güzel değerlendirildiğini kaydetti.

Tankuş, parkın Fındıkzade halkı için çok güzel olduğunu belirterek, Cerrahpaşa ile Samatya gibi semtlerden de buraya gelenlerin olduğunu dile getirdi.

Parka köpeğini gezmeye getirdiğini kaydeden Tankuş, buranın sarnıç olduğu ihtimalinin gözünün önüne bile gelmediğini, yerin birçok değişim yaşadığını sözlerine ekledi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir